şefaat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şefaat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2011 Pazartesi

Şefaat Kime Haram?


Sual: Peygamber efendimizin, zina ve içki gibi büyük günah işleyenlere de şefaat edeceğine dair hadisleri vardır, fakat(Sünnetimi terk edene şefaatim haramdır) buyuruyor. Sünneti terk etmek, zinadan ve içki içmekten de mi daha büyük günahtır? Bazı hocalar da, (Büyük günah olmasına rağmen, farzı terk edene şefaat vardır, fakat sünneti terk edene şefaat yoktur) diyorlar. Farz namazı kılmayarak büyük günah işleyene şefaat var da, niye sünnet namazı kılmayana şefaat yoktur?

CEVAP
Yanlış söylüyorlar. Her çeşit büyük günah işleyene şefaat vardır. Sünnetleri terk etmek büyük günah da değildir. Sağdan başlamak, camiye sağ ayakla girmek, tuvalete sol ayakla girmek, sakal bırakmak, sarık sarmak gibi birçok sünnet vardır. Bu sünnetleri terk etmek günah olmadığı için, günah olmazsa, şefaat de söz konusu değildir. Çünkü (Büyük günahı olmayanın şefaate ihtiyacı yoktur) buyurulduğu Tirmizi’de bildirilmektedir.
Şefaat büyük günahlar içindir. O hadis-i şerifte bildirilen sünnetten kasıt İslamiyet’tir. Yani (İslamiyet’i terk edenlere şefaat etmem) demektir. (Şerh-i hadis-i erbain, Şir’a)
İslamiyet’i terk eden kâfirdir. Kâfire şefaat olmaz. İmanı olan ne kadar büyük günah işlerse işlesin şefaate kavuşur. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenler içindir.) [Nesai, Tirmizi, ibni Mace, Ebu Davud]
(Büyük günah işleyip imanla ölen herkese şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]
(Her peygamberin müstecab [makbul] bir duası vardır. Her peygamber o duasını dünyada iken yaptı. Ben ise bu duamı ümmetime şefaat etmek için saklıyorum. Kıyamette ümmetimden şirk üzere ölmeyen herkese şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Muvatta]
(Ben şefaatimi ümmetimden büyük günah işleyenlere sakladım. Siz o şefaatin, takva ehli ve itaatkâr kimseler için olduğunu mu sanıyorsunuz? Benim şefaatim günahla kirlenmiş müminler içindir.) [İhya]
Herhangi bir sünneti işlemeyene şefaat yoktur demek, yukarıda bildirildiği gibi dinimize aykırıdır. Nakli esas almayanların sözüne itibar etmemelidir.

İmanla Ölen Kurtulur


Sual: (İmanla öl, gerisine karışma) deniyor. O zaman günahlarımız ne olacak?
CEVAP
Bu söz hadis-i şeriftir. İmanla ölmek, Ehl-i sünnet itikadı üzerine ölmek demektir. Bid’at inanışla ölen, bu müjdeye kavuşamaz. Büyüklerimiz, (Doğru imanla ölene şefaat çoktur, onun için korku yoktur) buyuruyor. Ahirette şefaat çoktur. Peygamberler şefaat edecek, melekler, âlimler, salihler, şehidler, hacılar şefaat edecek, okunan Kur'an-ı kerim şefaat edecek. Daha çok, şefaatler olacaktır. Yeter ki doğru imanla ölmelidir. Tevbe edilen günahlar, zaten affedilir. Tevbe edilmeyen günahlar ne kadar büyük olursa olsun, şefaatle affolacaktır. İki hadis-i şerif meali:
(Büyük günah işleyen her mümine şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]
(Cebrail aleyhisselam, “Allah’a şirk koşmadan ölen her Müslüman Cennete girer” dedi. Zina ve hırsızlık eden de Cennete girer mi dedim. “Evet” dedi. Aynı suali üç defa sordum. Üçüncüsünde ise, “Evet, zina ve hırsızlık eden mümin de Cennete girer” dedi.) [Buhari, Müslim, Bezzar]
Görüldüğü gibi, imanla ölen şefaate kavuşur. Önemli olan düzgün imanla ölmektir. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Kıyamette Allahü teâlâ, “Melekler, Peygamberler ve salihler şefaatlerini yaptılar. Bundan sonra benim büyük rahmetim kaldı” buyurur.)[Buhari]
Garanti şefaat olacak diye, günah işlemeye devam edilmemeli, çünkü günahlar zamanla insanı küfre sokar. Küfre düşene de şefaat olmaz. İman ancak, günahlardan kaçıp ibadetleri yapmakla korunur.

15 Ekim 2010 Cuma

Şefaat istemek

Sual: (Resulullah’tan şefaat beklemek, şirkin en kötüsüdür. Şefaat istemekle, kimden kime sığınıyoruz? Peygamberden şefaat istemek, Allah’ın azabından peygambere sığınmak demektir. Şefaat istemenin ne kadar çirkin bir şirk olduğunu buradan anlamalıdır) diyenler oluyor. Şefaat istemek Allah’ın emri değil midir? Allah şirki emreder mi hiç?
CEVAP
Bu, İslam düşmanlarının bir iftirasıdır. Âyet-i kerimelerde olduğu gibi, hadis-i şeriflerde de şefaatin hak olduğu bildiriliyor:
(Kıyamette ilk şefaat eden ben olacağım.) [Müslim]
(Bütün Peygamberler şefaat edecektir.) [Buhari]
(Kıyamette Peygamberler, sona âlimler ve şehidler şefaat eder.) [İbni Mace, Deylemi]
(Kıyamette Allahü teâlâ, “Melekler, Peygamberler ve salihler şefaatlerini yaptılar. Bundan sonra benim büyük rahmetim kaldı” buyurur.) [Buhari]
Eshab-ı kiram da, Peygamber efendimizden şefaat talep etmiştir. Hazret-i Enes, (Yâ Resulallah, bana kıyamet gününde şefaat eder misin?) deyince, Peygamberimiz, (İnşallah şefaat ederim) buyurmuştur. (Tirmizi)
Eshab-ı kiramdan Sevad bin Karib hazretleri de, Resulullahın yanında okuduğu bir şiirde şöyle demiştir:
(Sen, Peygamberlerden Allah’a vesile kılınmaya en layık olanısın. Mahşer günü Sevad bin Karib’e de şefaât eyle!) [Beyheki, İbni Abdilberr, İbni Hacer]
Görüldüğü gibi, Eshab-ı kiram da, Resulullah’tan şefaat istemiştir. Allah’ın ve Resulullah’ın şefaat emri için (Allah’tan peygambere sığınmak olur) demenin ne kadar çirkin bir iftira olduğunu bu vesikalar göstermektedir. Üç âyet-i kerime meali de şöyledir:
(Rahman olan Allah’ın nezdinde söz ve izin alanlardan başkası şefaat edemez.) [Meryem 87] (Bu âyet, Allahü teâlânın izin verdikleri şefaat edecek başkaları edemez diye açıkça bildiriliyor.)
(Sadece Allah’ın dilediği ve razı olduğu kimselere şefaat etmesi için izin verilen, göklerde nice melekler vardır.) [Necm 26] (Görüldüğü gibi melekler de şefaat edebiliyor. Allah’tan meleğe mi sığınılıyor?)
(Bütün şefaatler Allah’ın iznine bağlıdır.) [Zümer 44] (Demek ki çok şefaat edecekler vardır ki, hepsi de Allahü teâlânın izniyle şefaat edeceklerdir.)
Bütün müfessirler, muhaddisler ve fakihler gibi, dört mezhep imamı da şefaatin hak olduğunu bildirmişlerdir. Bütün âlimlerin en büyüğü olan İmam-ı a’zamhazretleri, (Peygamberler, âlimler ve salihler, günahkârlara şefaat edecektir)buyurdu. (Fıkh-ı ekber)
Bu kadar vesikaya rağmen, şefaat istemeye şirk demek, ya koyu cahilliktir veya büyük sapıklıktır.