Abdest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Abdest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2011 Pazar

Akıntı Abdesti Bozar


Hanefi mezhebinde yedi şey, abdesti bozar: Birincisi, önden ve arkadan çıkan şeyler abdesti bozar. Lavman aletinin ucu ve insan parmağı, arkadan sokup çıkarılınca, etrafı yaşsa bozar. Bir şeyin hepsi girip çıkarsa, abdesti de, orucu da bozar.(Halebî)
Kadın, [memba suyu ile] vajinal lavaj yapınca, çıkan sıvı, abdesti bozar. (S. Ebediyye)
Temiz olan memba suyu bile, içeride kirleniyor ki abdesti bozuyor. Öne veya arkaya sokulan parmak, ıslak çıkınca içeriden necis bir sıvı çıktığı için abdest bozuluyor.
Türedilerin, (Eski âlimler bilmiyordu) diyerek, Resulullah’ın vârisleri olan âlimleri cahillikle suçlamaları, kıyamet alametlerindendir. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bu ümmetin son zamanlarında gelenleri, önceki âlimleri kötülediği zaman, ilmini gizleyen, Allah’ın indirdiği Kur’anı gizlemiş olur.) [İbni Mace, İbni Adiy, İbni Asakir]
(Öyle bir zaman gelecek ki, sonra gelenler, önceki âlimleri cahillikle suçlayacak.) [Asakir]
(Din âlimi kalmayacak, din adamı yerine geçirilen cahiller, bilmeden fetva verecek, herkesi, doğru yoldan çıkarmaya çalışacak.) [Buhari]
(Her asır, önceki asırdan daha bozuk olur. Böylece kıyamete kadar hep bozulur.) [Tezkire-i Kurtubi muhtasarı, Hadika]
(Kıyamete yakın ilim azalır, cehalet artar.) [İbni Mace]
Eski âlimlerimizi kötüleyen türedilere yazıklar olsun!

1 Kasım 2010 Pazartesi

Oje Gusle ve Abdeste Manidir

Sual: (Tırnaklar, saçlar ve dişler ayrı birer uzuv olmadığı için, buraları abdestte ve gusülde yıkamak gerekmez. Bu bakımdan oje, abdeste ve gusle mani olmaz) diyen reformcuya nasıl cevap verilebilir?
CEVAP
Tırnak uzvun tamamı değilse, parmak da uzvun tamamı değil, uzuvdan bir parçadır. Eli yıkayıp parmağı yıkamayınca abdest ve gusül olmaz. Bir uzvun tamamını yıkamak şarttır. Fıkıh kitaplarında deniyor ki:
İğne ucu kadar kuru bir yer kalsa veya tırnağının altına giren çamur orada kurusa, abdesti sahih olmaz. (Hindiyye)
Cünübün bedeninde, guslederken iğne ucu miktarında su değmedik yer kalsa, cünüplüğü gitmez, çünkü bütün bedene suyu ulaştırmak farzdır. (Halebi-yi sagir)
Gusülde, ağzının ve burnunun içini ve tepeden tırnağa kadar bütün bedenini, hiçbir kıl dibi kuru kalmamak üzere, güzelce yıkamak farzdır. (Nimet-i İslam)
Guslün farzının üçüncüsü, tepeden tırnağa kadar, bütün bedeni üzerinde, mum, hamur, göz çapağı gibi, altına suyun geçmesine mani bir şey bırakmamak üzere, bir kere yıkamaktır. (Nimet-i İslam)
Diş çukurundaki yemek artıkları sert olup, altına su geçmezse, gusül sahih olmaz. (Merakıl-felah, Tahtavi, Feth-ul-kadir, Halebi-yi kebir, Mecmua-i Zühdiyye)
Guslün farzı üçtür. Bunlar, ağza ve buruna su vermek ve vücudun tamamını yıkamaktır. Vücutta bir kıl dibi kuru kalmamalı, kalırsa cünüplükten kurtulamaz. (Tergib-üs-salat)
Yıkaması farz olan yerde, iğne ucu kadar ıslanmamış yer kalırsa, abdest sahih olmaz. (İ. Ahlakı)
Görüldüğü gibi, vücudun bir yerinde iğne ucu kadar ıslanmadık kuru yer kalsa gusül sahih olmuyor. Elin parçası olan tırnakları ve ağzın parçası olan dişleri de, gusülde yıkamak farzdır.
İğne ucu kadar kuru yer, kasten bırakılırsa gusle manidir, fakat farkında olmadan, avuç içi kadar da kuru yer kalsa yine gusle mani olmaz. Acaba kuru yer kaldı mı diye vesvese etmek, tekrar tekrar yıkamak günah olur.

20 Ekim 2010 Çarşamba

Sahih ve Kabul Olma Hakkında


Abdestsiz namaz kılınmaz. Kasten kılmak namazla alay olur. Unutarak kılanın durumu farklıdır. Eğer unutarak kılıp da, sonra abdestsiz kıldığını hatırlamazsa, unutmak özür olduğu için o namaz sahih olur. Hatırlarsa sahih olmaz, abdest alıp yeniden kılması gerekir.
Sahih olmak ve kabul olmak nedir, önce bunları açıklayalım:
Bir ibadetin sahih olması demek, o ibadetin geçerli hâle gelmesi için istenen şartların yerine getirilmesi demektir. Mesela namaz ibadetinin sahih olması için, guslün ve abdestin de sahih olması lazım. Ayrıca namazın farzlarına, vaciblerine ve müfsitlerine riayet etmek de gerekir. Bir ibadetin bütün şartları yerine gelse, yine de kabul olmayabilir. Ama bir ibadetin kabul olması için, o ibadet için gerekli bütün şartlara uymak da icap eder.
Bir kimse, abdestsiz namaz kılsa, sonra abdestsiz olduğunu anlarsa, o namazı iade etmesi farzdır. Namazı sahih ve kabul olmasa da, abdestsiz kıldığı namazı Allah rızası için kıldığından dolayı niyetinin sevabına kavuşur. Peygamber efendimiz,(Müminin niyeti, amelinden hayırlıdır) buyuruyor. (Taberani)
Bir mümin halis niyet ederek, (Şu dağ altın olsa da, muhtaçlara dağıtsam) diye düşünse, bu halis niyetinden dolayı sanki dağıtmış gibi sevaba kavuşacağı din kitaplarında yazılıdır. Abdestsiz namaz kılan kimse de, abdestinin olmadığını bilmediği için yaptığı halis niyete karşı çok sevab alır. Eşbah’ta deniyor ki:
Bir ibadette sevab hâsıl olması için, halis niyet edilmesi de şarttır. Halis niyet ederek yapılan bir ibadet, bilmeyerek bozulmuşsa, sahih olmaz, ama niyet edildiği için, çok sevab hâsıl olur. Mesela, bir kimsenin abdestli olduğunu sanarak, abdestsiz kıldığı namaz, [daha sonra abdestsiz olduğu meydana çıkmışsa] sahih olmaz, ama niyetine karşılık çok sevab verilir. Şartlarına uygun olarak kılınan her namaz sahihtir, ancak riya ile, gösteriş için kılınan namazlara sevab verilmez.
Şartlarına uygun olan ve farzları yapılan her ibadet muhakkak sahih olur. Sahih olan ibadetin kabul olup olmayacağı bilinemez. Mesela bid’at ehlinin ibadetleri sahih olsa da kabul olmaz. Kabul olmaz demek, sahih olsa da, sevabı olmaz, yani o ibadete sevab verilmez demektir. (Redd-ül-muhtar)
Demek ki, abdestsiz namaz sahih olmadığı gibi, kabul da olmuyor, ama abdestsiz olduğunu bilmediğinden halis niyet edildiği için niyetinin sevabına kavuşuluyor.