22 Kasım 2010 Pazartesi

İslamiyet’i Beğenmek

Sual: Bir kimse, Amentü’nün altı şartına inansa, fakat Allah’ın emir ve yasaklarından birini beğenmese, mesela (Cehennem lüzumsuzdur) veya (Şarabın haram edilmesi manasızdır) dese, bu kimse, imanın şartlarının hepsini kabul ettiği için imanlı sayılmaz mı?
CEVAP
Sayılmaz. Amentü’nün içinde Allah’a iman vardır. Allah’a iman, bütün sıfatlarıyla birlikte ona imandır, ayrıca emir ve yasaklarının yani İslamiyet'in doğru ve yerinde olduğuna da inanmak şarttır. Böyle inanmayan iman etmiş sayılmaz. Demek ki, Amentü’ye inanan kimsenin İslamiyet’i beğenmesi şarttır, çünkü İslamiyet, Allahü teâlânın emir ve yasaklarıdır. Emir ve yasakların birini bile beğenmemek küfür olur. Bunun gibi hubb-i fillah, buğd-i fillah da imanın esaslarındandır. Allahü teâlâyı sevmek de, emir ve yasaklarının hepsinin yerinde ve güzel bulmakla olur. Allah’ı ve onun dostlarını sevmek, sevmediklerini sevmemek de lazımdır. Bir hadis-i şerif meali:
(Allah için seven, Allah için buğzeden, Allah için veren, Allah için yasaklayan, gerçek iman sahibidir.) [Ebu Davud]

21 Kasım 2010 Pazar

İcma Nedir?


Sual: İcma nedir? İcma’ı inkâr küfür müdür?
CEVAP
Eshab-ı kiramın söz birliğine icma denir. Bir şeyi, Eshab-ı kiram, sözbirliğiyle bildirmediyse, Tabiinin sözbirliği bu şey için icma olur. Tabiin de bu şeyi sözbirliğiyle bildirmediyse, Tebe-i tabiinin sözbirliğiyle bildirmeleri, bu şey için icma olur, çünkü bu üç asrın âlimleri yani müctehidleri, hadis-i şerifle övülmüştür. Bunlara Selef-i salihin denir. (S. Ebediyye)
İcma’a uymak farzdır. İcma’ı inkâr ise küfürdür. Hazret-i Ebu Bekir’le Hazret-i Ömer’in hilafetlerini inkâr eden kâfir olur. Cenaze namazının farz-ı kifâye olduğunu inkâr eden de kâfir olur, çünkü bunları inkâr eden, icma’ı inkâr etmiştir. (Redd-ül-muhtar)
Eshab-ı kiramın, açıkça ve her asrın icma’ı ile haber verilmiş olan icmaları, âyet-i kerime ve mütevatir olan hadis-i şerif gibi kuvvetlidir, inkâr eden kâfir olur. Eshab-ı kiramdan bazısının icma edip, diğerlerinin sükût ettikleri icma da, kesin delildir. Gerek Eshab-ı kiram, gerekse âlimler topluluğu, sapıklıkta, yanlış bir şey üzerinde sözbirliği yapmazlar. Bir hadis-i şerif meali:
(Ümmetimin âlimleri, dalalette, sapıklıkta birleşmez.) [İbni Mace, İ. Ahmed, Taberani]
Kur’an-ı kerimde de, Eshab-ı kirama ve salih âlimler topluluğuna uymayanların Cehenneme gideceği bildirilmektedir. Bir âyet-i kerime meali:
(Doğru yol açıkça belli olduktan sonra, Resulullah’a karşı çıkıp, müminlerin [Eshab-ı kiramın ve âlimlerin] yolundan ayrılanı döndüğü sapık yolda bırakır, Cehenneme atarız.) [Nisa 115]
Eshab-ı kirama cemaat dendiği gibi, âlimler topluluğuna da cemaat denir. Üç hadis-i şerif meali:
(Cemaatten bir karış ayrılan, cahiliye ölümüyle ölmüş olur.) [Buhari]
(Sürüden ayrılanı kurt, cemaatten ayrılanı şeytan kapar. Sakın cemaatten ayrılmayın!) [Tirmizi]
(Allahü teâlânın rızası, icma’dadır.) [İbni Asakir]

Allah Kimleri Sever?

Sual: Allah’ın sevdiği bir kul olmak için ne yapmak lazımdır?
CEVAP
İtikadı doğru olup, dinin emir ve yasaklarına riayet eden her Müslümanı Allahü teâlâ sever.
Aşağıdaki vasıflarda olan Müslümanları da, o huylarından dolayı sever. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, güler yüzlü olanı sever.) [Beyhekî]
(Allah muhsindir, muhsinleri [iyilik edenleri] sever.) [Taberani]
(Allahü teâlâ, güzeldir, güzeli [güzel işleri] sever. Cömerttir, cömertliği sever. Temizdir, temizliği sever.) [İ. Adiy]
(Allahü teâlâ, yumuşak davrananı sever.) [Müslim]
(Allahü teâlâ, çok affedicidir, affetmeyi sever.) [Hâkim]
(Allahü teâlâ, tektir, teke riayet edeni sever.) [İbni Nasr]
(Allahü teâlâ, yaptığı işi hakkıyla [temiz, güzel] yapanı sever.) [Beyhekî]
(Allahü teâlâ, yardım isteyenin yardımına koşulmasını sever.) [İ. Asakir]
(Allahü teâlâ, tevbekâr genci sever.) [Ebu-ş-Şeyh]
(Allahü teâlâ, gençliğini Allah’a itaat yolunda geçiren genci sever.) [Ebu Nuaym]
(Allahü teâlâ, meslek sahibi olan ve mesleğinde maharetli mümini sever.)[Taberani]
(Allahü teâlâ, eski dostluğunu devam ettireni sever.) [Deylemî]
(Allahü teâlâ, mazlumun ve darda kalanın yardımına koşanı sever.)[Beyhekî]
(Allahü teâlâ, ısrarla dua edenleri sever.) [Beyhekî]

Zaman Gittikçe Kötüleşiyor

Dünyayı yaşanmaz hale getiren, insanlardır. Dünyanın yani taşın toprağın ne suçu var! İnsanın insana yaptığı kötülüğü, hiçbir kedi kediye, hiçbir aslan aslana yapmıyor. Dinimizde kalb kırmak haramdır, 70 defa Kâbe’yi yıkmaktan daha büyük günahtır. Böyle büyük bir günahı, imanı en zayıf olan Müslüman bile, hatırından geçirmez. Adam öldürmek, içki içmek ve hırsızlık bile, kalb kırmanın yanında hafif kalır.
Âhir zamanda yaşayan Müslümanların işi zordur. Onların iki mesuliyeti vardır. Biri, Müslümanın kendisini, çoluk çocuğunu ateşten kurtarmak mesuliyeti, biri de, fitneye sebep olmadan İslamiyet’i yayma mesuliyetidir. Emr-i marufu terk etmek büyük günahtır. Emr-i maruf yapayım derken bir de fitneye sebep olursa, o zaman daha büyük günah olur.
Zaman gittikçe kötüleşecek, bu fırsat da her zaman olmayacak, (Bir zaman gelecek fitneler o kadar yayılacak ki, hakiki Müslümanlar fitneye bulaşmamak için dağlara kaçacak, yiyecek bir şeyler bulamayıp, ot yiyecekler. O gün oklarınızı, yaylarınızı kırın! Kılıçlarınızı taşa vurun! Fitneye karışmayın) hadis-i şerifinde bildirilen günler de elbette gelecektir.
Fitne çıkarmadan emr-i maruf yapma fırsatı varsa, bunu iyi değerlendirmek gerekir. Yapılacak bir hayırlı hizmeti, yarın yaparım diyerek geciktiren, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından bir kitap fazla vermeyi, yarın veririm diyerek erteleyen, o gün kaybeder. Hiç kimsenin yarına çıkacağı belli değildir.
Dünya karanlığa gidiyor, çünkü Peygamberler güneş gibidir. Eskiden güneşler batar, yeni bir güneş doğardı. Bin senede olsa bile, muhakkak güneş gelirdi. O resulün gelmesi yeterliydi. İsterse, inanan bir kişi olsun, bütün dünya onun bereketine kavuşurdu. Bütün insanlar güneşin varlığını inkâr etse, güneşin nurunu söndüremez. Güneş güneştir, o yine, feyzini, bereketini, nurunu verecektir. Peygamber efendimiz vefat edince, son nübüvvet güneşi de battı. Bir daha güneş doğmaz, fakat ortalık da birdenbire kararmaz. Nasıl güneş battığı zaman biraz alacakaranlık olur, ondan sonra biraz daha kararır, gittikçe kararmaya devam eder. Karartı arttıkça da, yıldızlar çıkar, ay çıkar, ama hiçbiri güneşin yerini tutamaz. Bununla beraber ayın ve yıldızların ışığı zifiri karanlıktan korur. İşte, âlimler, evliya zatlar ve bunların kitapları da, ay ve yıldızlar gibidir. Karanlıkta yolumuzu aydınlatırlar. Onlar da kaybolursa, yolumuzu bulmamız imkânsızlaşır.

15 Kasım 2010 Pazartesi

Arefe Gününün Fazileti


Sual: Arefe günü neler yapmak gerekir?
CEVAP
Arefe günü yapılacak işlerden bazıları şunlardır:
Arefe günü sabah namazından, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, 23 farz namazın bitiminde selam verince, teşrik tekbiri okumak vacibdir. Bir kere, (Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallah. Vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd) denir. Camiden çıktıktan sonra veya konuştuktan sonra, okumak lazım değildir. İmam tekbiri unutursa, cemaat terk etmez. Erkekler, yüksek sesle okuyabilir. Bu tekbir getirilen günler, Arefe, bayram ve eyyam-ı teşrik denilen üç gündür, hepsi beş gün ediyor. İlk güne Arefe, ikinci güne bayram, Zilhicce’nin 11, 12 ve 13. günü olan diğer üç güne de, eyyam-ı teşrik [teşrik günleri] deniyor.
Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutmak sevabdır, fakat Arefe günü oruç tutmak daha çok sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sur’a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevab yazılır.) [R. Nasıhin]
(Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.) [Taberani]
(Arefe günü tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.) [T. Gâfilin]
(Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek yılın günahlarına kefaret olur.) [Müslim]
(Arefe günü [Besmeleyle] bin İhlâs okuyanın günahları affolup duası kabul olur.) [Ebu-ş-şeyh]
(Şeytan, Arefe gününden başka bir günde daha zelil, rezil, hakir ve kinli görülmez.) [İ. Malik]
(Allahü teâlâ, Arefe günü kullarına nazar eder. Zerre kadar imanı olanı affeder.) [Gunye]
(Arefe gecesi ibadet eden, Cehennemden azat olur.) [S. Ebediyye] (İbadet olarak, ilim öğrenmek en faziletlisidir. İlmihal okumakla en uygun ilmi öğrenmiş oluruz.)
(Duanın faziletlisi, Arefe günü yapılanıdır.) [Beyheki]
(Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allah’ın kıymet verdiği bir gündür.)[Deylemi]
(Arefe günü, kulağına, gözüne ve diline sahip olan mağfiret olur.)[Taberani]
Kulağına sahip olmak, gıybet, çalgı gibi haram olan şeyleri dinlememektir. Eğer biz istemeden kulağımıza gelmişse, günah olmaz. Gözüne sahip olmak da, haram olan şeylere bakmamak ve mubah olarak baktığı şeylerden ibret almaktır. Diline sahip olmaksa, yalan söylememek, dedikodu etmemek, laf taşımamak, kötü söz söylememek, hatta boş şey konuşmamak, kimseyi diliyle incitmemek demektir. Bunlara riayet eden Arefe gününü değerlendirmiş olur.
 

14 Kasım 2010 Pazar

Kurbanın Eti Hakkında

Sual: Kurban eti hakkında yapılacak işler nelerdir?
CEVAP
Maddeler hâlinde bildirelim:
1- Eti tartarak, eşit olarak paylaşmak gerekir. Yağ, sakatat ve yenilen her şey paylaşılır. Tartmadan bölüşüp helalleşmek caiz olmaz, faiz olur. Yedi kişiden dördüne etle birlikte birer bacak, beşinciye etle birlikte derisi, altıncıya etle birlikte başı verilirse, tartmadan paylaşmak caiz olur. Yedinciye bir şey koymak gerekmez. Yahut yedi kişi, kurbanlık ineği birisine teslim edip, (Kesmeye, kestirmeye, etini dilediğin gibi sarf etmeye, seni umumi vekil ettik) deseler, umumi vekil, bölüştürmeden etin tamamını herhangi bir kimseye verebilir veya tartmaya lüzum kalmadan ortaklar arasında göz kararıyla paylaştırabilir.
2- Hayvan kesildikten sonra eti telef olsa [mesela yansa, köpekler yese] vacib sakıt olur. Tekrar kesmek gerekmez. Kan akıtmakla vacib yerine gelmiştir.
3- Kurbanın hiçbir yeri satılmaz. Eğer bir kısmı satılırsa, satılan kadarının bedelini sadaka olarak vermek gerekir, fakat kurbanın etiyle yenecek bir şey alınıp yense, o miktarı sadaka vermek gerekmez.

Muhammedî Mezhebi

Sual: Felsefeci bir yazar, (Allah bir, peygamber bir iken, dört mezhebin meydana çıkması bölücülüktür, Muhammedî yola aykırıdır. Hak olan tek mezhep Muhammedîliktir. Ben Muhammedî mezhebindenim) diyor. Böyle bir mezhep mi var?
CEVAP
Böyle söylemek, ben süper mezhepsizim demektir. Hiçbir İslam âlimi Muhammedîlik diye bir mezhep bildirmemiştir. Peygamber efendimiz, bu ümmetin 73 fırkaya ayrılacağını 72’sinin sapık olacağını, Cehenneme gideceğini, yalnız bir fırkanın kurtulacağını, bu fırkanın ise Sünnet’e uyan ve Eshab-ı kiramın yolunda giden kimselerin fırkası olduğunu bildirmiştir.
Ehl-i sünnet âlimleri de, bu bir fırkanın Ehl-i sünnet ve cemaat fırkası olduğunda icma meydana geldiğini bildirmişlerdir. Amelde ise, dört mezhebin hak olduğunda yine icma hâsıl olmuştur. İcma’ı inkâr edenlerin de kâfir olacağını bildirmişlerdir. (Redd-ül muhtar) 
Ehl-i sünnet âlimleri, dört mezhebin hak olduğunda ve dört mezhepten başkasıyla amel etmenin caiz olmadığını ittifakla bildirmişler ve bunda icma hâsıl olmuştur. (El-Mesail-ül-müntehabatü fir-risaleti vel vesileti)