25 Aralık 2010 Cumartesi

Merhaba ne demek?


Sual: Bazı yerlerde, gelen misafire merhaba deniyor. Merhaba ne anlama geliyor?

CEVAP
Burada, (Rahat ol, serbest ol, hoş geldin, bizden sana zarar gelmez) manasındadır.

Günlerin En Kıymetlisi


Sual: Cuma, bayramdan daha mı faziletlidir?

CEVAP
Cuma günü, bayram günlerinden de faziletlidir. Dört hadis-i şerif meali şöyledir:
(Günlerin en kıymetlisi cumadır. Cuma günü, bayram günlerinden daha kıymetlidir. Cuma, dünyada ve Cennette müminlerin bayramıdır.) [Riyad-un-nasıhin]
(Günlerin seyyidi yani efendisi cuma, ayların efendisi muharrem, ağaçların efendisi sedir ağacı, dağların efendisi Tur-i Sina, Habeşlilerin efendisi Bilal, İranlıların efendisi Selman, sözlerin efendisi Kur’an, Kur’anın efendisi Bekara, Bekara sûresinin efendisi Âyet-el-Kürsi’dir.) [Deylemi]
(Ümmetimin bayramları içinde, cumadan daha kıymetli bayram yoktur ve o günkü iki rekât namaz, cuma günü dışındaki bin rekâttan efdaldir.) [Deylemî]
(Allah indinde günlerin seyyidi cumadır. O, Kurban ve Ramazan Bayramı günlerinden de kıymetlidir.) [Buhari]

Kaside-i Bürde


Sual: Kaside-i bürde nedir? Selefiler, niçin Kaside-i bürde’ye saldırıyorlar?

CEVAP
Selefiler, Mevlid kasidesinde olduğu gibi, bu kasidede de, Peygamber efendimizin övülmesine tahammül edemiyorlar. Hâlbuki onu bizzat Allahü teâlâ övüyor, (Seni âlemlere rahmet olarak gönderdim) ve (Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım) buyuruyor. Resulullah’ı övmek, ibadettir. Kaside-i bürde, Mevlid kasidesi gibi, Peygamber efendimizin üstünlüğünü anlatan, onu öven bir kasidedir.
Kaside-i bürde’nin yazarı olan İmam-ı Busayri hazretleri, Sofiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Bir gün felç oldu, bedeninin yarısı hareketsiz kaldı. Resulullah’a tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhur kasidesini hazırladı. Rüyada Resulullah’a okudu. Çok beğenip, arkasından mübarek hırkasını çıkarıp İmam’a giydirdi. Bedeninin felçli olan yerlerini mübarek eliyle sığadı. Uyanınca bedeni sağlamdı, hırka-i saadet de arkasındaydı. Bunun için, bu kasideyeKaside-i bürde denildi. Bürde, hırka, palto demektir.
İmam-ı Busayri sevinerek sabah namazına giderken, zâhid bir zata rastladı. İmam-ı Busayri’ye, (Kasideni dinlemek isterim) dedi. (Benim kasidelerim çoktur. Hepsini herkes bilir) dedi. (Kimsenin bilmediği, bu gece Resulullah’a okuduğunu istiyorum) deyince, (Bunu hiç kimseye söylemedim. Nereden anladın?) dedi. O zat da, rüyasını olduğu gibi haber verdi.
Bu kaside, hastalara okununca, hastaların iyi oldukları, okunan yerlerin dertlerden, belalardan emin olduğu görüldü

24 Aralık 2010 Cuma

Doğup ölen çocuk


Sual: Doğar doğmaz ölen çocuğun cenaze namazı kılınır mı?

CEVAP
Doğduktan sonra hemen ölen çocuk yıkanır ve namazı kılınır, vâris olur, mirası kalır ve ismi konur. Cansız doğan çocuk, dört aylık olmuşsa yıkanıp bir kefene sarılıp gömülür, namazı kılınmaz. Dört aylık değilse, yıkanmaz ve namazı da kılınmaz. (S. Ebediyye)

Birkaç Cenaze için Tek Namaz


Sual: Birçok cenazenin hepsi için tek namaz kılmak caiz midir?

CEVAP
Birkaç cenaze birlikteyse her birinin namazını ayrı kılmak efdaldir. Hepsi için bir namaz kılmak da caizdir. Bunun için, birinin başı ötekinin ayağına gelmek üzere sıralanır. İmam, derecesi yüksek olanın önünde durarak kılar. Cenazelerin bir kısmı imamın sağında, bir kısmı da imamın solunda bulunur yahut hepsini imamın önünde olarak yan yana koyup, imam hepsinin göğsü hizasında durur. Önce erkekler, sonra oğlan, sonra kadın, en son kız cenazesi konur. Bunlar için niyet ederken erkek veya kadın olduklarını söylemek şart değildir. (S. Ebediyye)

Kadınla Yanyana Namaz Kılmak


Sual: Hanımımla cemaat olup, on senedir namaz kılıyoruz. Hanım benim sağıma duruyordu. Şimdi öğrendim ki, kadınla yan yana durup cemaatle namaz kılınca erkeğin namazı bozuluyormuş. Şimdi bu on senelik namazımı kurtarmamın bir yolu var mı?

CEVAP
Sizin namazınız bozulunca, hanımınızınki de bozulmuş olur. Şafii mezhebinde, cemaatle namaz kılarken, kadın erkeğin yanında namaza dursa ikisinin namazı da sahih olur, ancak kadının erkeklerin arkasında durması iyi olur. (Muğnil muhtac, Kitab-ül Üm)
Dört hak mezhep rahmettir. (O kılınan namazları Şafii mezhebine göre kıldım) diye niyet ederseniz namazlarınız sahih olur. Kaza etmek gerekmez. Her ne kadar, o zamanlar, Şafii mezhebinin bütün şartlarına uyulamamış olsa bile, bunda zaruret olduğu için telfîk olmaz, caiz olur.
Telfîk, kendi mezhebinde caiz değilken, bir ihtiyaç, bir harac [güçlük] olmadan ve şartlarına riayet etmeden, başka mezhepte caiz olan hükümlerle amel etmek demektir. Telfîk haramdır, söz birliğiyle bâtıldır.

Kâfirleri Cezalandırmak


Sual: Kur’anda, (Kâfirlerin kalblerini mühürledik, onlar göremez, işitemez ve anlayamaz) buyuruluyor. Kalbleri mühürlendiği için kâfirler iman edemez. İman etmemesi kendi elinde olmadığına göre, ahirette kâfirler niye cezalandırılıyor?
CEVAP
Bu soru, kaza ve kaderi bilmemekten kaynaklanıyor. Allahü teâlâ kimseye zulmetmez, kimseyi haksız yere Cehenneme atmaz. Allahü teâlâ, ezelî ilmiyle onların kâfir olacaklarını biliyordu. Nasıl olsa kâfir olacaklar diye, onları dünyaya göndermeden Cehenneme atsaydı, (Bizi dünyaya getirseydin, biz çok iyi ameller işlerdik)diyeceklerdi. Onun için, onlar dünyaya getiriliyor, akıl veriliyor, eşit şartlarda imtihana tâbi tutuluyor. Dağda çölde kalıp duymayanları aynı imtihana tâbi tutmuyor. İnanmayacakları ezeli ilmiyle bildiği için, (Onlara ne söylense iman etmezler. Çünkü Allahü teâlâ ezelî ilmiyle biliyor ki, onlar, kendi iradeleriyle küfre girecekleri için kalbleri mühürlenecek ve kâfir olarak ölecektir) denmiş oluyor. Cenab-ı Hakk’ın, onların kâfir olarak öleceklerini bilmesi, kâfir olarak ölmelerini gerektirmiyor. Kendi arzularıyla kâfir oluyorlar. Kâfirlerle ilgili bu konudaki âyet-i kerime mealleri şöyledir:
(Allah onların kalblerini de, kulaklarını da mühürlemiştir. Gözlerinde de perde vardır.) [Bekara 7]
(Onlar sağır, dilsiz ve kördür, bu hâllerinden dönüp iman etmezler.) [Bekara 18]
(Kalblerini mühürleriz de, onlar işitmezler.) [Araf 100]
(Kalbleri var ama anlamazlar, gözleri var ama görmezler, kulakları var ama işitmezler. İşte bunlar hayvan gibidir, hattâ daha da aşağıdır.) [Araf 179]
(Onları doğru yola çağırsanız işitmezler. Sana baktıklarını görürsün, ama görmezler.) [Araf 198]
([Müşrikler, Resulullah'a] dediler ki: Davet ettiğin şeye [İslâmiyet'e] karşı kalplerimiz kapalı, kulaklarımızda da bir ağırlık [sağırlık] vardır. Seninle anlaşmamıza engel bir de perde [küfür perdesi]vardır.) [Fussilet 5]
(Onların kalblerine mühür vuruldu. Bu yüzden anlamazlar.) [Tevbe 87, Münafikun 3]
Sağır, dilsiz, kör, kalbi mühürlü ifadeleri ne demektir? Kısaca açıklayalım:

Onlar, sağırdır, işitmezler:

Neyi işitmezler? Hakkı işitmezler. Faydalı olan hiçbir şeyi işitmezler. Ezanı işitmezler, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği bilgileri işitmezler.

Dilsizdir, söylemezler:

Neyi söylemezler? Kelime-i şehadeti söylemezler, Allah'a inanmazlar. (Kâinatın bir yaratıcısı vardır) demezler. Ne kadar gerçek varsa, hepsini inkâr edip söylemezler.

Kördür, görmezler:

Neyi görmezler? Hak olan hiçbir şeyi göremezler. Mesela Güneş’i göremezler. Eğer görseler, (Bu Güneş’in ısısı niye hiç bitmiyor, niye dünyaya çok yakınlaşmıyor, niye dünyadan uzaklaşmıyor? Demek ki bir yaratıcısı vardır) diye düşünmeleri gerekir. Sayısız hayvan çeşitlerini, bitkileri ve göklerdeki nizamı göremedikleri gibi, kendi vücutlarındaki harikaları da göremiyorlar. Camileri, Cennete giden yolları, Ehl-i sünnet âlimlerini ve kitaplarını görmezler, göremezler. Bunun gibi ibret alınması gereken varlıkları, olayları göremiyorlar.

Kalbleri mühürlüdür, anlamazlar:

Kalbleri niye mühürlüdür, neleri anlamazlar? İyiyi kötüyü, imanı küfrü, hayrı şerri, kârı zararı, faydalıyı zararlıyı, Cenneti Cehennemi, dostu düşmanı anlamazlar. Anlama yeri olan kalbleri kilitlidir, kapalıdır. Göz ne kadar bakarsa baksın, kulak ne kadar açık olursa olsun, eğer içerde bir işitme veya görme işi olmazsa, baksa da görmez, işitse de duymaz, çünkü duyuracak olan kulak değil, Cenab-ı Hak’tır.